Gelisim – Iki dilli buyumek sahiden avantajli mi?

Bugunku yazimda iki dilli buyumege deginmek istiyorum. Globallesmenin arttigi bir dunyada yasarken, cocuklarimiza belki de bizim acamadigimiz kapilari acmak adina gundemde olan bir konu bu.

Iki ya da cok dilli olmak bizim dusundugumuzden daha yaygin aslinda. Ozellikle tarihinde somurge olmus devletlerde ya da komsulariyla tarihte tek devlet olarak yasamis devletlerde gormek mumkun. Ornegin, nufusu 1 milyari gecen Hindistan’in 1858-1947 arasi Ingiltere egemenliginde kendi dilleri yaninda ingilizceyi benimsemeleri su an ulkenin dort bir yaninda her seviyeden insanin ingilizce biliyor olmasini dogurmus. Benzer sekilde, Lubnan, Fas, Cezayir, Kenya, Sudan gibi devletlerle Hong Kong, Taiwan, Singapore gibi ozerk bolgeler de ilk gruba dahil. Diger yandan, gecmisteki sinirlarinin farkliligi nedeniyle cok dilliligi surduren ulkeler de var. Bu ulkelerden biri Isvicre: Ulkede tam 4 dil konusuluyor: Italyanca, Isvicre Almancasi (yazimi olmayan bir dil ustelik), Fransizca ve Romansh denilen bir dil. Ulke vatandaslari bu dillerden en az ikisini bilerek buyuyorlar, tabii bir de buna okul caginda Ingilizce eklenince ulkenin neredeyse tamami 3 dilli olarak liseyi bitiriyor! Benzer durum Belcika’da Flemenk ve Fransizca ile karsimiza cikiyor. Hatta Ingilizce konusan bir devlet olarak dusundugumuz Amerika bile ‘Hispanik’ kokenli vatandaslarinin coklugundan Ispanyolca’yi neredeyse ikinci dil olarak benimsemis.

Durum boyleyken, cocuklarimizi – beyinlerinin herseyi sunger gibi cektigi yaslarda – imkanimiz varsa ikinci bir dille tanistirmak cok yerinde olur bence.

Iki dilli olmayi su sekilde ayirmis literatur:

  1. Dogumdan itibaren iki dile maruz kalmak
  2. Uc yasindan itibaren iki dile maruz kalmak
  3. Okumaya basladiktan sonra iki dile maruz kalmak

Hepsi hakkinda kisa bilgiler buldum internette. Arastirmalardan okuduklarimi bizim ailemizde yasananlarla harmanlayip sizinle paylasmak istiyorum.

Dogumdan itibaren iki dile maruz kalma

Simultaneous acquisition (Ayni anda -kazanc- edinme) diye de gecen bu durum bebegin dogumdan itibaren ya anne ya da babasi araciligiyla ikinci bir dili duyarak buyumesiyle ortaya cikar. Kaynaklarin dedigine gore iki dili duyarak buyuyen cocuklar, tek dille yetistirilen cocuklarla ayni ogrenme yollarindan gecer, ancak konusmalari -normal limitler icerisinde – biraz gecikebilir. Iki dilin kelimelerini onceleri karistirabilir (hatta ileriki yaslarda bile cok dilli arkadaslari ile bunu bile isteye yapabilir ki buna ‘codemixing’ deniyormus). Ancak sonralari kiminle hangi dilde konusacaginin ayirdina varip, konustugu kisiye gore dil secmeye baslar.

KelebegimBuyuk kelebegim bu tip kelebekler grubuna giriyor ve onun o bidik bidik konusan hallerini gozlemlemek cok eglenceli oluyor. Buyuk kelebegim biz Turkiye’ye geldikten iki ay sonra benimle Turkce konusmaya basladi. Oncesinde o Ingilizce konusuyordu, ben Turkce cevap veriyordum 🙂 Hatta Kizilay minibuslerine bindigimizdeki hallerimiz cok komikti. Bir keresinde bizi duyan bir grup genc kendi arasinda “Oglum, kucuk cocuk bile konusuyor, sen bi ey bi si di’yi sokemedin” dedi 🙂 Hatta o komik hallerimizden birini de video arsivimizde buldum. Kizim burada 27 aylik. Izleyin siz de gulun : Kelebegimin pizzasi nerede?

Simdi ise babayla Ingilizce, anneyle Turkce, diger kisilerle de gozlemledigi gibi konusuyor (Turkce konusuyorlarsa Turkce, yoksa Ingilizce). O hangi dilde konustugunun farkinda degil aslinda, ama kafasinda ‘Baba bunu soyle der, anne soyle der’ diye ayirtetmis bir sekilde. Biz de aciklayacagimiz zaman ayni metodu seciyoruz. Arada da komik seyler olmuyor degil.

Gecenlerde makarna (ingilizce adiyla ‘pasta’) vardi soframizda. Baba makarnasini begenip begenmedigini sordu – “Did you like your pasta?”. Kelebegim durdu, bana bakti, “Anne bu pasta degil ki!”. Sonra baba acikladi kendi dilinde “Mama calls this ‘makarna’, daddy calls this ‘pasta'”. Sonra bizim ki bana dondu: “Anne, baba makarnaya ‘keyk’ diyor” dedi 🙂 Hanimefendi, pasta’yi da ingilizceye cevirmisti…

Itiraf etmeliyim ki, iki dil esit oranda ogrenilmiyor, daha dogrusu icinde bulundugu ortamdan kaynakli olarak, iki dilde ogrendigi kelimeler farklilik gosterebiliyor. Ornegin, su an gittigi kreste gezegenleri, kara tasitlarini ogrendi Turkce, ama biz bunlarin Ingilizcelerini evde islemiyoruz. Tabii diger yandan, ev halinde kullanmasi gereken bircok seyi babadan duydugu icin – onlarin ingilizceleri su gibi geliyor.. Babaya soylemek istedikleri olup da kelimeyi bulamazsa ya araya Turkce sikistiriveriyor, ya da “Anne, sen soyle babaya” diyor. Bazen de, babanin ona soylediklerini de – ben anlamiyormusum varsayip – bana tercume ediyor minik kelebek 🙂

Bence dil egitiminde sarkilar cok ise yariyor. Hatirlarsiniz belki, yakin zamanda Ingilizce Sarkilarla El Cirparak, Donerek, Ziplayarak Ogrendiklerimiz baslikli bir yazi yazmistim. Orada da soyledigim gibi, Ingilizce kelimeleri pekistirmenin, yeni kelimeler ogrenmenin en keyifli yollarindan biri sarkilar. Ornegin su siralar kizimin dilindeki sarkinin sozlerinden 4 misra:

  • Oh! The Grand Old Duke of York (Oh! York’un eski, ihtisamli duku)
  • He had ten thousand men (10 bin adami vardi)
  • He marched them up to the top of the hill  (Onlari tepenin yukarisina kadar yurutup)
  • And he marched them down again (Sonra da asagi yuruturdu)

Ne alaka diyeceksiniz 🙂 Bence de kel alaka! Ama o kadar eglenceli bir sarki ki bu. Ogrettigi daha ziyade ‘yukari’ ve ‘asagi’ kavramlari. (Hatta kizimla yuzerken bile bu sarkiyi soyleyip, onu yukari kaldirip/asagi indiriyorum sozlere gore.)

“Iyi de o bu sarkiyi anlamaz ki” deyip de gecmeyin. Dogru eminim bazi misralarini anlamiyordur, ama simdilik! Kelimeler ayrismaya basladikca, yeni kelimelerle doldukca beyni, birden herseyin puzzle parcalari gibi yerine oturdugunu gozlemliyoruz.

Sanirim, guzel olan tarafi su ki zaten minikler surekli yeni kelimeler ogreniyorlar bu yasta. Tek dilli ya da cok dilli, hafizalari yeni kelime ogrenmeye acik ve hep daha fazlasini istiyor. Dolayisiyla “cocugun beynine ekstra yuk yuklemeyelim” dusuncesi cok dogru degil bence. Benzer sekilde “aklini karistirmayalim” dusuncesi de cok mantikli gelmiyor bana, cunku zaten akillari henuz belli bir duzen icerisinde degil, belli bir formata sokulmamis, daha yeni yeni ‘bu boyle olur, su soyle olur” gibi kurallarla tanisiyorlar. Dolayisiyla, ikinci ve hatta ucuncu gelen bir dil onlar icin ‘input fazlaligi’ sadece 🙂

Uc yasindan itibaren iki dile maruz kalma

Sequential acquisition (Sirali kazanc edinme) olarak da adlandirilan bu durum da ise bir dil ilk uc yil icerisinde cocugun beyninde oturduktan sonra ikinci dil ogrenmeye baslanir. Yeni bir ulkeye tasinma, ikinci dille egitim veren bir okula baslama durumlarinda cocuk ikinci dile baslayabilir. Ikinci dili bu sekilde ogrenen cocuklarda gozlemlenen surec soyle:

  • Ikinci dili ogrendigi ortamda bir sure ilk dilini kullanmaya devam eder.
  • ‘Sessiz’ bir ogrenme surecine girip, ikinci dili anladigini hissedene kadar bu fazda kalabilir. Soylemek istediklerini mimiklerle vermeye calisir karsidakine.
  • Kisa ve baskalarindan duydugu (“Bilmiyorum”, “Bu ne?” gibi) cumleleri tekrarlamaya baslar.
  • Daha uzun ve komplike cumleler kurmaya baslar. Bu cumleler de onceleri bazi hatalar olsa da zamanla dogrusunu kavrar.

Okumaya basladiktan sonra ikinci dile maruz kalma

Bu secenek, Turkiye’deki cogunlugun icinde bulundugu secenek muhtemelen. Genelde, ilkokul ya da hatta ortaokul seviyesinde karsimiza cikiyor Ingilizce ve grameri, kurallari, kelime haznesi, zamanlari derken herhangi bir baska dersmis gibi tanitiliyor Ingilizce bize.

Acikcasi literaturde, bu sekilde okumaya baslayinca ikinci bir dil ogrenmenin bir dezavantaj olmadigi, ogrenme yetenegi gelistigi icin ileri yaslardaki cocuklarin da kelime ve gramer ogrenmede hizli olabilecegi yaziyor. Dili daha erken ogrenen cocuklarin telafuz olarak daha iyi olabilecegi, ama ogrenme noktasinda, okumaya baslayan cocuklarin da dezavantajli olmadigi yazilmis.

Ancak sanirim bu ogretim tekniklerine gore degisen bir bulgu. Ingilizceye ilk bu sekilde maruz kalmis biri olarak, ortaokul, lise ve universitede dersleri Ingilizce okudugum ve butun odevleri Ingilizce yaptigim halde, dili iyi kullanmaya ancak yurt disinda kendimi gelistirdikten sonra basladigimi soylemeliyim.Dolayisiyla cocuklarimizin da iyi bir dil egitiminde gecmesini istiyorsak, saniyorum ulkemizdeki ikinci dil egitimine takviye baska aktiviteler yapmali ya da onlari erken yasta tanistirmaliyiz bu dille.. (Tabii bu benim sahsi dusuncem)

———————-2015-05-21-1432234752-9588891-Bilingual_kid

Son olarak iki dilli buyumenin kaynaklarda bahsedilen faydalarindan bahsetmek istiyorum. Bu faydalari cocuk olarak faydalari ve ileriki yaslarda faydalari diye ikiye ayirmak mumkun.

Cocuk olarak faydalari arasinda:

  • Yeni kelimeleri kolayca ogrenme
  • Kelime ve kafiye oyunlarinda hizli olma: Kelime haznesi daha buyuk olacagi icin ve surekli konusulan dile gore kelime aradigi icin kelimeleri kullanma ve bulma konusunda hizi artiyor.
  • Edinilen bilgiyi farkli sekillerde kullanabilme
  • Kelimeleri siniflandirmayi ogrenme: kafasinda bir sekilde hangi kelimenin hangi dil grubuna ait oldugunu farkinda olmadan siniflandiriyor.
  • Daha seri problem cozme
  • Dinlemeyi iyi ogrenme: ne de olsa karsidakinin hangi dilde ne dedigini bilmesi gerekiyor
  • Iletisimde cok yonlu olabilme

Bunun yaninda ikinci dili erken ogrenmeye baslayan cocuklarin beyinlerinin ‘executive function’ diye adlandirilan ve dikkatini verme ile iliskilendirilen kisminin da daha geliskin oldugu ortaya konmus arastirmalarda. Soyleki: iki dili surekli kullanmak zorunda olan cocuk, soylemek istedigi seyi iki farkli sekilde ve bambaska kelimelerle soyleyebildiginden bu iki dil – tabir yerindeyse – birbiriyle yarisir hale gelir. Dolayisiyla cocuk, konustugu kisiye gore bir dili baskilayip diger dili kullanmayi aliskanlik haline getirir. Bu durum da cocugun beyninde, algida secici olabilmeyi ve bilgiyi esnek bir sekilde kullanmayi gelistirir. Bu sekilde algida secici olabilen cocuklar buyuduklerinde de

  • Planlama
  • Oncelik sirasina koyma
  • Istemedigi dikkat dagiticlari gozardi edip dikkatini istedigi yonde tutma
  • Problem cozme
  • Birden fazla bilgiyi ayni anda isleme

gibi aktivitelerde daha basarili olabilirler.

Bunun yaninda, ogrenme noktasi nasil olursa olsun, iki dili de aktif kullanan yetiskinlerin ileriki yaslarda daha gec bunamaya maruz kalacaklari da arastirmalar arasinda verilmis bir bulgu.

Iste boyle dostlar..

Ne yaparsak, nasil yaparsak yapalim, biz bilmesek bile, kelebeklerimizi bir sekilde ikinci dille tanistiralim derim ben…

Kocaman sevgiler..

KAYNAKCA

  1. http://www.asha.org/public/speech/development/The-Advantages-of-Being-Bilingual/
  2. https://en.wikipedia.org/wiki/Multilingualism
  3. http://www.newyorker.com/science/maria-konnikova/bilingual-advantage-aging-brain
  4. http://www.nytimes.com/2012/03/18/opinion/sunday/the-benefits-of-bilingualism.html?_r=0
  5. http://www.hanen.org/Helpful-Info/Our-Views-on-the-News/Are-Two-Languages-Better-Than-One-.aspx
  6. http://www.earlychildhoodeducationzone.com/why-your-kids-should-learn-a-second-language/
  7. Resim kaynakca : http://www.huffingtonpost.co.uk/lucy-bell/the-many-faces-of-bilingu_b_7393284.html
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s